Şarkı Hikayeleri › Türkü hikayeleri
Hekimoğlu türküsünün hikâyesi
- Seslendiren
- Anonim
- Müzik
- Anonim
Kısaca
Türkü, Fatsa'nın Yassıtaş köyünden Hekimoğlu İbrahim'in hayatını ve ölümünü anlatır. Bir Gürcü beyinin nişanlısı Narin'e âşık olan Hekimoğlu, beyle görüşmesinde silahına davranan yeğenini öldürünce dağa çıktı ve halkın gözünde bir kahramana dönüştü; aynalı tüfeğiyle defalarca kurtulduysa da sonunda Dadyan Arslan'ın kurduğu pusuda öldü. Türkü onun ardından yakılmış bir ağıttır.
Vikipedi'deki anlatım
Hekimoğlu Derler Benim Aslıma, Türkiye'nin Karadeniz bölgesine ait, çargah makamında, 4/4 lük ritime sahip ağıt türünde türküdür.
19. veya 20. yüzyılın sonlarında yaşayan ve Köroğlu, İnce Memed gibi Anadolu'daki eşkıyalık geleneğinin bir parçası olan Hekimoğlu adlı halk kahramanın hayatını ve ölümünü anlatır. Ege yöresindeki zeybek havalarıyla benzerlik göstermektedir.
Türküde kaderine karşı mücadele eden bir kahraman, birbirinden ayrı düşmüş genç aşıklar ve ölüm konuları işlenir. Sözleri, türküdeki asıl kişinin anlatımıyla oluşturulmuştur. Hekimoğlu türküde sevdiği kadına "Narinim" diye hitap etmektedir. Tanımlama sözleriyle başlayan türkü, üzüntü ve sitem sözleriyle sonlanır.
Birden fazla varyanta sahiptir. Ümit Tokcan tarafından derlenip notaya alınan varyantı, 110 repertuvar numarasıyla TRT arşivine kaydedilmiştir.
Türkünün öyküsü
Fatsa'nın 40 kilometre kadar uzağında Yassıtaş köyünde doğmuş olan Hekimoğlu İbrahim, türküye göre herkesin "Narin" dediği güzel bir kıza aşık olmuştur; ancak kız, bölgeye hâkim olan bir Gürcü beyiyle nişanlıdır. Bey, onların ilişkisini öğrenince Hekimoğlu'nu çağırır, görüşme sırasında Hekimoğlu Bey'in silahına davranan yeğenini öldürür ve böylece Gürcülerle Yassıtaş köylüleri arasına kan girer.
Olaydan sonra annesini köyden uzaklaştırıp Bolu'da bir yakınının yanına yerleştiren Hekimoğlu, yeğenlerini de yanına alarak dağlara çıkmış, hayatının geri kalanını eşkıya olarak geçirmiş ve halkın muhayyilesinde, haksızlığa uğrayanların sığındığı bir halk kahramanına dönüşmüştür. Gürcü Beyi onu sürekli jandarmaya ihbar eder ama Hekimoğlu beyin adamlarından ve jandarmadan kurnazlığı ve üzerine taktığı ayna ile donattığı özel tüfeği (“aynalı martin") sayesinde birçok defalar kurtulur. Güneşi karşısına alıp düşmanın gözüne karşı tutuğunda tüfeği, güneş ışığını düşmanın gözüne yansıtmakta ve ayna sayesinde arkadan gelen düşmanı da görebilmektedir. Hekimoğlu birçok çatışmadan kurtulur ama sonunda peşine düşen Dadyan Arslan tarafından düşürüldüğü bir pusuda yaralanıp ölür. Türkü, ölümünün arından yakılmış bir ağıttır.
Derlenmesi
Türkü, ilk olarak Ankara Devlet Konservatuarı tarafından Muzaffer Sarısözen yönetiminde gerçekleşen derleme çalışmalarında, Fatsa'da Şükrü Şenses'ten derlendi. Ahmet Caferoğlu'nun 1946 yılında yayınladığı Kuzeydoğu İllerimiz Ağızlarından Derlemeler kitabında yayımlandı. Üç dizeli bentlerle oluşmuş ve iki dizeli nakaratı olan koşma türündeki bu metnin ezgisi bilinmemektedir.
Fatsa'nın Yassıtaş köyünde 1965-1967'de öğretmenlik yapan Zeki Sarıhan, 1968 yazında türkünün öyküsünü araştırmış; TRT Repertuvar kitabına göre 1973'te Ümit Tokcan türküyü derleyip notaya almıştır. Kitapta kaynak kişinin Kadir İnanır olduğu belirtilmiştir. Türkünün oyuncu Kadir İnanır'ın bir filminde seslendirildiği ve Ümit Tokcan'ın Kadir İnanır'dan derleyip notası yazdığı düşünülür. Ümit Tokcan'ın çıkardığı "Hekimoğlu" (1974) adlı plakta da "Kadir İnanır" ismi yazılıdır.
Dadyan Arslan Çığtay'ın 2024'te bir Fatsa yerel gazetesindeki yazısına göre, yöredeki Gürcülerin liderliğini üstlenen Dadyan Arslan, Hekimoğlu'nun ölümünden sonra konunun konuşulmasını ve türkünün söylenmesini yasaklamış ve böylece Hekimoğlu türküsü ‘düşmanlıkları körüklüyor" gerekçesiyle yıllarca söylenmemişti. Yıllar sonra Ümit Tokcan, Kadir İnanır'ın önerisi ile bu türküyü kasedine almak isteyince Dadyan Arslan'ın oğlundan izin alarak türküyü kasede okudu. Aynı yazıda, türküdeki "Dadyan Arslan’la baş edemedim" ifadesinin Dadyan Arslan'ın oğlunun isteği ile kaldırılıp "Ünye Fatsa bir oldu baş edemedim" mısrasının eklendiği belirtilir.
Türkünün yaygın olmayan bir varyantı, Korgan ilçesinin Çitlice köyünden Hamdi Tanses tarafından derlenmiştir. Hamdi Tanses, Hekimoğlu'nun 1917'de Erzurum'da öldüğünü ve ağıtı, Töreli Hafız olarak da bilinen dedesi Kalyoncuoğlu Recep'in yaktığını ifade etmiştir.
Hangilerini kullanıyorsun? Seçmediklerin bütün sayfalarda gizlenir.
Bu şarkının sende bir hikâyesi var mı?
İlk dinlediğin yer, kime hatırlattığı, bir anı… Yazdıkların onaylandıktan sonra burada görünür.